Diyarbakır'dan bir medyuma ulaşmak için WhatsApp'tan kısa bir mesaj yazmanız yeterlidir. Görüşme yazışarak, gizli biçimde ve tamamen uzaktan yürür; Sur'un taş sokaklarında, ilçelerden birinde ya da memleketten çok uzakta yaşıyor olmanız bir şey değiştirmez.
Dicle kıyısındaki bu kadim şehirde gönül meseleleri çoğu zaman sessizce taşınır; bazen bir türbe duvarına sürülen elde, bazen bir türkünün dizesinde dile gelir. Aşağıda önce Diyarbakır'ın dilek ve ziyaret kültürüne kısa bir bakış var, ardından bir medyuma yazmadan önce bilmeniz gerekenler.
Sur içinde dilek, türbe ve türkü: kısa bir harita
Diyarbakır'ın gönül inanışları üzerine derlenmiş bilgi sınırlıdır. Burada yalnızca haberlere ve yazılı anlatımlara geçmiş birkaç başlığı aktarıyoruz:
- İç Kale'deki türbeler: Hz. Süleyman Camii'nin yanındaki sahabe türbelerinde ziyaretçilerin duvara el sürüp yüzüne sürdüğü, boşluklara küçük taş bıraktığı ve çaput bağladığı haberlere yansımıştır. Bu dileklerden kısmetle ilgili olanını bağlama sayfasında ele alıyoruz.
- Dört ayaklı minarenin çevresi: Şeyh Mutahhar Camii'nin etrafında dilek tutup yedi kez dönme uygulaması, yeni yayılan bir alışkanlık olarak haberleştirilmiştir. Bunu geri getirme sayfasında anlatıyoruz.
- Suzan Suzi türküsü: Kökeni tartışmalı bu anonim türkü ve ona bağlanan aşk rivayeti geri döndürme sayfasında yer alıyor.
Şunu da belirtmek gerekir: İl Müftülüğü, türbelerdeki bu tür uygulamaların dinde yeri olmadığı yönünde uyarı yapmıştır. Biz bunları bir tavsiye olarak değil, insanların gönül dileklerini nasıl dile getirdiğini gösteren bir kültür izi olarak anıyoruz.
Diyarbakırlı biri bir medyumla neyi konuşabilir?
Bir dileği türbe duvarına emanet eden insanla bir medyuma yazan insan benzer bir ihtiyaç taşır: içindeki sözü güvenli bir yere bırakmak. Medyumun işi o sözü dinlemek, meselenin gerçekte ne olduğunu sizinle birlikte ayırt etmek ve geleneksel anlayışa göre anlamlı bir yol varsa bunu açıkça söylemektir. Kehanet, kesin tarih ya da "her şey düzelecek" sözü bu işin parçası değildir.
Pratikte şöyle düşünebilirsiniz:
- Mesajınızı kendi telefonunuzdan, yanınızda kimsenin olmadığı bir saatte yazabilirsiniz.
- Adınızı, mahallenizi ya da karşı tarafın kimliğini vermek zorunda değilsiniz.
- Anlattıklarınızın sonunda bir çalışmaya gerek görülmezse bu size açıkça söylenir.
Medyumluğun genel çerçevesini medyum sayfasında bulabilirsiniz.
Kime yazacağınıza karar verirken hangi işaretlere bakmalı?
Derdi olan insan, kendisine umut gösteren ilk kişiye kolayca güvenir. Bu yüzden şu noktalarda gözünüzü açık tutmanızı öneririz:
- Takvimli vaatler: Belirli bir gün içinde dönüş ya da kesin sonuç söyleyen biri, kimsenin elinde olmayan bir şeyi satıyordur.
- Sizi korkutarak hızlandırmak: Üzerinizde kötü bir şey olduğunu söyleyip hemen karar vermenizi isteyen kişiden uzak durun.
- Bitmeyen ödeme talepleri: Her yazışmada yeni bir ek iş önerilmesi ciddi bir uyarıdır.
- Gereğinden fazla bilgi istemek: Kimlik, banka ya da karşı tarafın özel bilgileri manevi bir görüşmede gerekmez.
- Zarar teklifleri: Birine kötülük ya da intikam önerildiği yerde konuşmayı bitirin.
Bu ölçüleri bize de uygulayabilirsiniz. Sizi korkutan ya da acele ettiren bir cümleyle karşılaşırsanız yazışmayı sonlandırmakta özgürsünüz.
Görüşme adım adım nasıl ilerler?
İlk mesajınızda birkaç cümleyle neden yazdığınızı anlatırsınız. Ardından sakin sorularla meselenin adı konur: soğuyan bir bağ mı, bir küslük mü, uzaklaşan biri mi, yoksa sizi yoran bir ilişki mi? Uygun görülen yol, ondan neyin beklenemeyeceğiyle birlikte anlatılır ve karar size kalır. Ara vermek ya da vazgeçmek her zaman mümkündür.
Diyarbakır için diğer sayfalar
Meselenize göre doğrudan ilgili sayfaya geçebilirsiniz: süren bir bağı korumak isteyenler için Diyarbakır bağlama büyüsü, sizi yıpratan bir bağdan uzaklaşmak için Diyarbakır ayırma büyüsü, küslüğü bitirmek için Diyarbakır eski sevgiliyi geri döndürme büyüsü, sesi kesilen birini çağırmak için Diyarbakır eski sevgiliyi geri getirme büyüsü.
Diyarbakır'dan gelebilecek dört mesaj, dört ayrı yol
Aşağıdaki cümleler gerçek kişilere ait değil; Diyarbakır'dan yazan birinin ilk mesajının nasıl olabileceğini göstermek için kurgulandı. Her biri başka bir sayfaya çıkar. Sizin cümleniz bunlardan hiçbirine benzemeyebilir; o zaman da yazabilirsiniz, çünkü durumun adını koymak zaten görüşmenin ilk işidir.
"Evliyiz, kavgamız yok ama aramızda bir soğukluk var." Bağ yerinde duruyor, yalnızca ısısı düşmüş. Böyle bir durumda konuşulacak yol, sadakati ve yakınlığı ele alan Diyarbakır bağlama büyüsü sayfasında anlatılır.
"Bitirmem gerektiğini biliyorum, her ayrılıktan sonra yine dönüyorum." Burada mesele karşı taraf değil, sizin kendi huzurunuzdur. Ayırma çalışmasının Diyarbakır sayfası bu bağdan kendi iyiliğiniz için uzaklaşmayı konu alır; kimsenin ilişkisini bozmak için yapılmaz.
"Bir sözle küstük, ikimiz de ilk adımı atmıyoruz." Köprü yıkılmamış, yalnızca üzerinden geçen yok. Barışma niyeti geri döndürme sayfasında işlenir.
"Numaramı engelledi, şehri de değiştirdi." İletişimin tümden kesildiği, belki araya yeni birinin girdiği bu durum küslükten çok daha büyük bir mesafedir; Diyarbakır için geri getirme sayfası bu uzaklığı anlatır.
Bir beşinci mesaj daha düşünün: "Ne istediğimi bilmiyorum, sadece anlatmak istiyorum." Bu da geçerli bir başlangıçtır ve her zaman bir çalışmaya varmaz. Kimi yazışma, kişinin içini dökmesiyle, kendi kararını berraklaştırmasıyla ya da bir süre beklemenin daha doğru olduğunu görmesiyle biter. Böyle olduğunda size bir çalışma önerilmez; neden önerilmediği de açıkça söylenir. Bir medyumun bu süreçte tam olarak ne yaptığını merak ediyorsanız medyum nedir, ne iş yapar yazısı konuyu ayrıntılı ele alıyor.
Suzan Suzi'nin iki anlatısı: hikâyeyi olduğu gibi okumak
Diyarbakır'ın anonim türküsü "Suzan Suzi", halk arasında bir rivayete bağlanır: Süryani bir kız olan Suzan ile Müslüman bir genç olan Adil birbirini sever, kavuşamayınca Dicle'de köprü yakınında boğularak ölürler ve türkü bu acının ardından doğar. Diyarbakırlı yazar Şeyhmus Diken ise tanık anlatımına dayanarak türkünün aslında 1947'de Dicle'ye düşen bir otomobilde yedi kişinin boğulduğu bir kazanın ardından yakıldığını belirtir.
Aynı türküye bağlanan bu iki anlatı yan yana durur ve hangisinin doğru olduğuna biz karar vermeyiz. Ama bu ikilik bize önemli bir şey hatırlatır: İnsanlar acılarını anlatırken hikâyeyi zamanla güzelleştirir, büyütür, bir aşk masalına dönüştürür. Bu, kötü niyetten değil, anlam arama ihtiyacından doğar.
Aynı eğilim internetteki medyum ilanlarında da karşınıza çıkar, ama bu kez bir amaçla. "Ayrılmışlardı, hemen geri döndü" diye başlayan başarı anlatıları, isimsiz teşekkür mesajları, ekran görüntüleri... Bunların hiçbiri doğrulanamaz. Bir hikâyenin dokunaklı olması, gerçek olduğunu göstermez.
Diyarbakır'dan yazan birine bu yüzden şunu öneririz: Kime yazarsanız yazın, size anlatılan hikâyelere değil, size nasıl davranıldığına bakın. Biz de kendi adımıza başarı hikâyesi anlatmayız. Sitenin adındaki "Süryani" sözcüğü bu türküdeki Suzan'ı hatırlatabilir; bu adın ne anlama geldiğini ve ne anlama gelmediğini merak ederseniz Süryani medyum sayfasına bakabilirsiniz.
Yeni yayılan uygulamalar karşısında: dört ayaklı minarenin etrafında
Sur'daki Şeyh Mutahhar Camii'nin, yani dört ayaklı minarenin bulunduğu caminin etrafında dilek tutup yedi kez dönülürse dileğin kabul olacağına inanılır. Haberlere göre bu, yerli halk ve turistler arasında yeni yayılan bir uygulamadır. Bir inanışın bu kadar kısa sürede nasıl yaygınlaşabildiğini göstermesi açısından dikkat çekicidir.
Gönül meselelerinde de benzer bir şey yaşanır. Sosyal medyada dolaşan bir "ritüel", bir videoda anlatılan bir yöntem, bir arkadaşın önerdiği bir dua kalıbı... İnsan çaresiz hissettiğinde bunları tek tek denemek ister. Bir kısmı zararsızdır; ama bazıları kişinin kendine ya da başkasına zarar verebilecek yönlendirmeler içerir, bazıları da korkuyu büyütür.
Görüşmede böyle bir şey denediğinizi söylerseniz sizi yargılamayız. Ne yaptığınızı ve size ne hissettirdiğini konuşuruz. Sizi korkutan bir şey okuduysanız onu sakin bir gözle birlikte tartarız. Ama şunu açıkça söyleriz: İnternette yayılan bir uygulamanın kaynağı ve amacı belli değilse, onu sürdürmeniz için bir sebep yoktur. Kime güvenmeniz gerektiğine dair ayrıntılı ölçüleri güvenilir medyum nasıl anlaşılır yazısında bulabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
Diyarbakır'dan yazdığımda görüşme yüz yüze mi olur?
Hayır. Görüşmeler yalnızca WhatsApp üzerinden yazışarak yürür; bir adrese gelmeniz ya da sesli konuşmanız gerekmez.
Türbelerde dilek tutmak ile medyuma danışmak aynı şey mi?
Değil. Türbe ziyaretindeki uygulamaları halkın kendi dilek geleneği olarak andık. Medyumla görüşme ise meselenizin dinlendiği ve hangi yolun size uygun olduğunun konuşulduğu bir manevi danışmanlıktır.
Memleketten uzakta yaşıyorum, yine yazabilir miyim?
Elbette. İster başka bir şehirde ister yurt dışında olun, görüşme aynı gizlilikle ve aynı düzende ilerler.
İnternette "Diyarbakır medyum" diye çıkan ilanlara nasıl yaklaşmalıyım?
Bir ilanın şehir adını taşıması, o kişinin burada olduğunu ya da güvenilir olduğunu göstermez. Kesin sonuç, takvim ya da korkutucu teşhis içeren ilanlara mesafeli durun; ilk yazışmada sizi gerçekten dinleyip dinlemediklerine bakın.
Kendim için değil, kız kardeşim için yazabilir miyim?
Yazabilirsiniz; onun için duyduğunuz kaygıyı anlatmanız da bir başlangıçtır. Ama mesele onun gönlüyle ilgiliyse sağlıklı olan, kendi isteğiyle konuşmaya katılmasıdır; onun yerine bir karar verilmesi doğru görülmez.
İnternette gördüğüm bir dilek ritüelini denedim; bunu size anlatmam gerekir mi?
Anlatmak zorunda değilsiniz, ama anlatırsanız işe yarar. Ne denediğinizi ve size nasıl hissettirdiğini bilmek, meselenizi daha doğru anlamamızı sağlar. Sizi korkutan ya da huzursuz eden bir şey varsa onu da birlikte sakin bir dille değerlendiririz.